Zaman bazen dikenliydi


 

..küresel savaşların pençeleri yırtıcı, dişleri paramparça edici. Vaktiyle gencecik bir tıbbiye öğrencisiyken birden patlak veren savaşa katılan ve katıldığı savaşta şehit olan büyük dayımın güncesini okurken bunu daha güçlü idrak etmeye başlıyorum için için, Paul Klee'nin aynı yıllarda resmettiği yapıtlarla göz göze geldikçe, Henry Moore'un çizdiği eskizlerde bir tren istasyonuna sığınan halkın tepelerinden yağdırılan bombaların sonlanmasını beklerlerken yüzlerinde gezinen o kaygı ve sessizlik içinde yanaklarında, ellerinde solan ifadeyi gördüğümde, ressam  Avni Lifij ya da Feyhaman Duran'ın resimlerinde savaşın ve işgallerin yarattığı insanlık manzarası karşısında, bu sağanak karşısında bazen hiçbir şey diyemeyecek raddede donup kalıyor insan, bazense sözcüklere sığmıyor bunca sağanak yağış. Savaşlar, mübadele yılları, göçler ve yolculuklar blognota yazılan oluk gibi onca an tuvallerde resim oluyor ve yaşam yaşam, yaşam her daim müzik.

 

 

Yarın günlerden On Kasım, vaktiyle ülkemi işgal etmeye başlayan işgalcilere karşı bu vatanı halkla omuz omuza savunan ve canları pahasına verilen İstiklal mücadelesini kazanarak bu işgali sonlandıran genç Türkiye Cumhuriyetinin kurucu lideri Mustafa Kemal Atatürk'ün ölüm yıldönümü yarın, fakat, bazen, bunu, bu duyguyu dile getirmek ve o öldü diyebilmek çok zor, neden zor, çünkü, candan esirgenen ve candan sevilen ve sayılan bir insan, insanın insanların kalbinde hiç ölmüyor.

 

 

 

 

Bu blogdaki popüler yayınlar